Bartın Hakkında
Bartın tarihi, Batı Karadeniz kıyıları ile iç bölgeleri birbirine bağlayan Bartın Irmağı çevresinde gelişmiştir. Bölgedeki höyükler, mezarlar ve arkeolojik buluntular, eski çağlardan itibaren yerleşimlerin bulunduğunu göstermektedir. Antik dönemde Bartın çevresi Paflagonya bölgesi içinde yer almıştır. Parthenios adıyla bilinen Bartın Irmağı, iç kesimlerden kıyıya ulaşımı sağlayan doğal bir su yolu olarak önem taşımıştır. Bölge; Hititler, Frigler, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Pontus Krallığı, Romalılar ve Bizanslıların yönetiminde kalmıştır.
Amasra, antik çağda Sesamos adıyla tanınan ve doğal limanları sayesinde gelişen önemli bir kıyı kentidir. Pers prensesi Amastris’in kenti yönetmesi ve geliştirmesi sonucunda yerleşim Amastris adıyla anılmaya başlanmıştır. Roma ve Bizans dönemlerinde liman ticareti, balıkçılık ve bölgesel ulaşım açısından önemini korumuştur. Türklerin bölgeye yerleşmesi Selçuklu ve beylikler döneminde başlamıştır. Bartın çevresi Candaroğulları Beyliği’nin yönetiminde kalırken Amasra uzun süre Cenevizlilerin Karadeniz ticaret merkezlerinden biri olmuştur.
Fatih Sultan Mehmed, 1460 yılında Amasra’yı Osmanlı topraklarına katmıştır. Osmanlı döneminde Bartın; gemi yapımı, kereste ticareti, tarım ve nehir taşımacılığıyla gelişmiştir. Bartın Irmağı’nın gemilerin iç kesimlere kadar ulaşmasına elverişli olması, şehir merkezinin ticari değerini artırmıştır. Amasra Kalesi, Kemere Köprüsü, Fatih Camii, tarihî Bartın evleri ve ahşap konaklar ilin kültürel mirasını yansıtmaktadır.
Cumhuriyet döneminde uzun süre Zonguldak’a bağlı kalan Bartın, 1991 yılında il statüsü kazanmıştır. Ahşap tekne yapımı, tel kırma işlemeciliği ve geleneksel konut mimarisi şehrin kültürel kimliğinin önemli parçalarıdır. Amasra’nın antik liman geçmişi, Osmanlı dönemi gemiciliği ve Bartın Irmağı çevresindeki kent dokusuyla Bartın, Batı Karadeniz’in köklü tarih şehirlerinden biridir.