Burdur Hakkında
Burdur tarihi, Göller Yöresi’nin verimli havzaları, su kaynakları ve doğal geçiş yolları çevresinde kurulan tarih öncesi yerleşimlere kadar uzanmaktadır. Hacılar Höyüğü, Kuruçay Höyüğü ve Burdur Höyük gibi arkeolojik alanlar, bölgede Neolitik ve Kalkolitik çağlardan itibaren gelişmiş toplulukların yaşadığını göstermektedir. Özellikle Hacılar’daki buluntular; yerleşik yaşam, tarım, seramik üretimi ve erken dönem sanat anlayışı hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Antik çağda Burdur çevresi Pisidya, Kabalia ve Milyas olarak adlandırılan kültür bölgelerinin kesişme alanında bulunmuştur. Sagalassos, Kibyra, Kremna, Bubon ve Sia gibi kentler, bölgenin Roma öncesi ve Roma dönemindeki siyasi ve ekonomik canlılığını yansıtmaktadır. Dağlık arazi üzerindeki bu antik kentler, savunmaya elverişli konumları ve çevredeki ticaret yollarına hâkim olmaları sayesinde gelişmiştir.
Bölge; Frigler, Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Seleukoslar ve Bergama Krallığı’nın ardından Roma hâkimiyetine girmiştir. Roma döneminde özellikle Sagalassos ve Kibyra, anıtsal yapıları, tiyatroları, agoraları, çeşmeleri ve üretim faaliyetleriyle önemli kentlere dönüşmüştür. Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasından sonra Bizans sınırları içinde kalan bölge, Hristiyanlık döneminde piskoposluk merkezlerine ve kırsal yerleşimlere ev sahipliği yapmıştır. Türklerin Anadolu’ya yerleşmesinden sonra Burdur çevresi Selçuklu hâkimiyetine girmiş; daha sonraki dönemlerde Hamitoğulları ve Osmanlı yönetimi altında kalmıştır. Selçuklu döneminde inşa edilen İncir Han ve Susuz Han, Antalya limanlarını Anadolu’nun iç kesimlerine bağlayan kervan yollarının önemini ortaya koymaktadır. Osmanlı döneminde Burdur; tarım, hayvancılık, dokumacılık ve ticaretle gelişen bir Teke Yöresi şehri hâline gelmiştir.
Burdur Ulu Camii, saat kulesi, Taş Oda, Baki Bey Konağı ve geleneksel Burdur evleri, şehrin Osmanlı ve yakın dönem mimarisini yansıtan başlıca eserlerdir. Teke Yöresi’ne özgü halk müziği, zeybek oyunları, dokumacılık ve Yörük gelenekleri, şehrin tarihî kimliğini yalnızca yapılarda değil günlük yaşam kültüründe de yaşatmaktadır. Burdur alacası olarak bilinen dokumalar, yöredeki geleneksel üretim biçimlerinin günümüze ulaşan örnekleri arasındadır. Millî Mücadele döneminde işgale karşı oluşturulan yerel teşkilatlarla Ankara Hükûmeti’ne destek veren Burdur, Cumhuriyet’in kurulmasının ardından il merkezi olarak gelişimini sürdürmüştür. 20. yüzyılda yaşanan depremler tarihî kent dokusunda büyük kayıplara neden olsa da çok sayıda konak ve kültür varlığı korunarak günümüze ulaşmıştır. Burdur Müzesi’nde sergilenen Sagalassos, Kibyra ve çevredeki diğer antik kentlerden çıkarılmış eserler, bölgenin arkeolojik zenginliğini gözler önüne sermektedir. Tarih öncesi höyükleri, görkemli antik kentleri, Selçuklu hanları ve Teke kültürüyle Burdur, Anadolu tarihinin farklı dönemlerini bir arada barındıran önemli şehirlerden biridir.