Bursa Hakkında
Bursa tarihi, Marmara Bölgesi’nin güneyinde bulunan verimli ovalar, su kaynakları ve ticaret yolları sayesinde tarih öncesi dönemlere kadar uzanmaktadır. Ilıpınar, Menteşe, Aktopraklık ve İnegöl höyüklerinde yapılan kazılar, bölgede Neolitik, Kalkolitik ve Tunç çağlarında yerleşimlerin bulunduğunu göstermektedir. Antik dönemde Bithynia bölgesi içinde kalan Bursa çevresi; Frigler, Lidyalılar, Persler ve Makedonyalıların etkisi altında kalmıştır. Bursa kentinin, Bithynia Kralı I. Prusias döneminde geliştiği ve Prusa adıyla anıldığı kabul edilmektedir. Bithynia Krallığı’nın Roma’ya katılmasının ardından kent, kaplıcaları, tarımsal üretimi ve yollar üzerindeki konumuyla önem kazanmıştır. Roma ve Bizans dönemlerinde Bursa ile İznik, bölgenin önemli yerleşim merkezleri arasında yer almıştır. İznik’te toplanan Hristiyanlık tarihinin önemli konsilleri, bölgenin dinî ve siyasi değerini artırmıştır.
Türkler Bursa çevresine 11. yüzyıldan itibaren gelmeye başlamış, İznik bir süre Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkenti olmuştur. Osmanlı Beyliği’nin Bilecik ve Yenişehir çevresinde güçlenmesinin ardından Bursa uzun süren bir kuşatma sonucunda 1326 yılında Orhan Gazi tarafından fethedilmiştir. Şehir, Osmanlı Devleti’nin ilk büyük başkenti ve devletin kurumsallaşma sürecinin merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Orhan Gazi ve I. Murad dönemlerinde inşa edilen camiler, medreseler, hanlar, hamamlar ve imaretler, Bursa’nın klasik Osmanlı şehir modelinin oluştuğu yerlerden biri olmasını sağlamıştır. Osman Gazi ve Orhan Gazi türbeleri, devletin kurucu hanedanının şehirde bıraktığı en önemli sembolik yapılardır. Hüdavendigâr Külliyesi, Yıldırım Külliyesi, Yeşil Külliye, Muradiye Külliyesi ve Ulu Cami, Osmanlı mimarisinin gelişimini farklı dönemleriyle yansıtmaktadır. Bursa’nın erken Osmanlı dönemindeki külliyeleri ve Cumalıkızık köyü, taşıdıkları evrensel kültürel değer nedeniyle UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almaktadır.
Edirne’nin başkent olmasından sonra Bursa siyasi merkez olma özelliğini kaybetse de ticaret, bilim, sanat ve dinî hayat açısından önemini korumuştur. Şehir, özellikle ipek üretimi ve ticareti sayesinde Osmanlı ekonomisinin önde gelen merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Koza Han, Emir Han ve çevresindeki tarihî çarşılar, Bursa’nın uluslararası ticaret ağlarındaki yerini yansıtmaktadır. Medreseleri, tekkeleri, şairleri, hattatları ve din âlimleri sayesinde şehir uzun yıllar güçlü bir kültür merkezi olarak varlığını sürdürmüştür. 1402 Ankara Savaşı’nın ardından Timur’un orduları tarafından tahrip edilen Bursa, Çelebi Mehmed döneminde yeniden toparlanmıştır. 19. yüzyılda yaşanan depremler, yangınlar ve göç hareketleri kentin fiziksel ve toplumsal yapısını değiştirmiştir.
Millî Mücadele yıllarında 8 Temmuz 1920’de Yunan ordusu tarafından işgal edilen Bursa, 11 Eylül 1922’de yeniden Türk kuvvetlerinin kontrolüne geçmiştir. İşgal süresince yaşanan kayıplar, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kürsüye siyah örtü serilmesiyle sembolleştirilmiştir. Cumhuriyet döneminde Bursa; tekstil, otomotiv, makine ve gıda sanayileriyle hızla büyüyerek Türkiye’nin önemli ekonomik merkezlerinden biri olmuştur. Merinos Fabrikası gibi erken Cumhuriyet sanayi yatırımları, şehrin üretim kimliğinin gelişmesinde etkili olmuştur. İznik, Mudanya, Cumalıkızık ve tarihî Bursa merkezi, kentin farklı dönemlerden kalan kültür varlıklarını birlikte sunmaktadır. Osmanlı’nın kuruluş mirası, ipek ticareti, geleneksel çarşıları, külliyeleri ve tarihî mahalleleriyle Bursa, Anadolu’nun en zengin tarih ve kültür şehirlerinden biridir.