Diyarbakır Hakkında
Diyarbakır tarihi, Dicle Nehri’nin sağladığı su kaynakları, verimli tarım alanları ve Mezopotamya ile Anadolu arasındaki yollar üzerinde bulunması sayesinde binlerce yıl öncesine uzanmaktadır. Kentteki ilk yerleşimin, günümüzde İçkale sınırları içinde kalan Amida Höyük ve Fis Kayası çevresinde geliştiği kabul edilmektedir. Diyarbakır ve çevresi; Hurriler, Mitanniler, Asurlular, Urartular, Medler, Persler, Makedonyalılar, Seleukoslar, Romalılar, Sasaniler ve Bizanslılar gibi birçok uygarlığın hâkimiyetinde kalmıştır. Amida adıyla bilinen şehir, Roma ve Sasani imparatorlukları arasındaki sınır mücadelelerinde önemli bir askerî merkez olmuştur. Siyah bazalt taşlardan yapılan surlar, farklı dönemlerde onarılıp genişletilerek kentin savunma sisteminin temelini oluşturmuştur. Yaklaşık beş kilometrelik uzunluğa sahip Diyarbakır Surları; kitabeleri, kabartmaları, burçları ve kapılarıyla farklı medeniyetlerin izlerini taşımaktadır.
639 yılında İslam orduları tarafından alınan Diyarbakır, Emeviler ve Abbasiler döneminde bölgesel bir yönetim merkezi olarak önemini sürdürmüştür. Şehir daha sonra Şeyhoğulları, Hamdaniler, Büveyhiler, Mervaniler, Büyük Selçuklular, İnaloğulları, Nisanoğulları, Artuklular ve Eyyubilerin hâkimiyetinde kalmıştır. Artuklu döneminde Diyarbakır; mimari, bilim, ticaret ve zanaat bakımından büyük gelişme göstermiştir. Ulu Cami, farklı dönemlerde gerçekleştirilen eklemelerle Anadolu’nun en eski ve önemli İslam yapılarından biri hâline gelmiştir. Malabadi Köprüsü, Mesudiye Medresesi, Zinciriye Medresesi ve Artuklu sarayına ait kalıntılar, bölgenin Orta Çağ’daki mimari ve mühendislik birikimini yansıtmaktadır. Şehir daha sonra Akkoyunlu ve Safevi yönetimlerine girmiş, 1515 yılında Osmanlı hâkimiyetine katılmıştır. Osmanlı döneminde Diyarbakır, geniş bir eyaletin merkezi ve doğu seferlerinin önemli askerî üslerinden biri olmuştur.
Osmanlı döneminde kentte camiler, hanlar, hamamlar, medreseler, kiliseler, çarşılar ve geleneksel konutlar inşa edilmiştir. Hasan Paşa Hanı, Deliller Hanı, Behram Paşa Camii, Fatih Paşa Camii, Meryem Ana Kilisesi ve tarihî Diyarbakır evleri, şehrin çok dinli ve çok kültürlü geçmişini yansıtan önemli yapılardır. Hevsel Bahçeleri, yüzyıllar boyunca sur içindeki nüfusun sebze ve meyve ihtiyacını karşılayan üretim alanı olarak kentin ekonomik hayatında belirleyici olmuştur. Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı, taşıdığı evrensel değer nedeniyle UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır. Cumhuriyet döneminde şehir, bölgenin önemli yönetim, ticaret, eğitim ve kültür merkezlerinden biri olarak büyümüştür. Kentin tarihî adı farklı dönemlerde Amida, Amid, Kara Amid ve Diyarbekir biçimlerinde kullanılmış; Diyarbakır adı Cumhuriyet döneminde resmî hâle gelmiştir. Dengbêjlik geleneği, halk müziği, el sanatları, mutfak kültürü ve sözlü anlatılar, şehrin tarihî birikiminin günlük yaşamdaki devamını oluşturmaktadır. Surları, İçkale’si, Artuklu eserleri, Osmanlı hanları ve Mezopotamya’ya uzanan kültürel bağlarıyla Diyarbakır, Anadolu’nun en köklü tarih merkezlerinden biridir.