Erzincan Hakkında
Erzincan tarihi, Yukarı Fırat Havzası’ndaki verimli ova ve Anadolu’yu İran ile Kafkasya’ya bağlayan yollar üzerindeki konumu nedeniyle eski çağlara kadar uzanmaktadır. Erzincan Ovası ve çevresinde bulunan höyükler ile arkeolojik kalıntılar, bölgede Tunç Çağı’ndan itibaren yerleşimlerin bulunduğunu göstermektedir. Şehir ve çevresi; Hurriler, Hititler, Urartular, Medler, Persler, Makedonyalılar, Romalılar, Sasaniler ve Bizanslıların yönetiminde kalmıştır. Erzincan’ın tarihî İpek Yolu güzergâhında yer alması, ticari ve kültürel hareketliliğini artırmıştır. Fırat Vadisi boyunca uzanan yollar, Doğu Anadolu’nun iç kesimleriyle Karadeniz ve Mezopotamya arasında bağlantı sağlamıştır. Bölge, Roma ve Sasani imparatorlukları arasındaki mücadeleler sırasında sık sık el değiştiren sınır alanlarından biri olmuştur.
Malazgirt Zaferi’nin ardından Erzincan ve çevresinde Türk hâkimiyeti kurulmaya başlamıştır. Bölge; Mengücekliler, Anadolu Selçukluları, İlhanlılar, Eretna Devleti, Mutahharten Beyliği, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Safeviler gibi çeşitli siyasi güçlerin yönetiminde kalmıştır. Mengücekliler döneminde özellikle Kemah ve çevresi önemli bir yönetim merkezi olmuş, bölgede Türk-İslam mimarisinin ilk örnekleri ortaya çıkmıştır. Erzincan, 13. ve 14. yüzyıllarda ticaret, dokumacılık ve zanaat faaliyetleriyle tanınan canlı bir şehir hâline gelmiştir. İlhanlı döneminde basılan sikkeler ve şehirdeki ticari hareketlilik, Erzincan’ın bölgesel ekonomi içindeki önemini göstermektedir. Yıldırım Bayezid döneminde Osmanlı etkisine giren şehir, Ankara Savaşı’nın ardından yeniden el değiştirmiş ve 16. yüzyılda kesin biçimde Osmanlı hâkimiyetine katılmıştır.
Osmanlı döneminde Erzincan, doğuya düzenlenen seferlerde orduların konakladığı ve ikmal yaptığı önemli merkezlerden biri olmuştur. Kemah Kalesi, Mama Hatun Kervansarayı ve Külliyesi, Abrenk Vank Kilisesi ile çeşitli türbe ve köprüler, ilin tarihî mirasının başlıca unsurlarıdır. Şehir, tarih boyunca çok sayıda yıkıcı deprem yaşamış; özellikle 1939 Erzincan Depremi kent merkezinde büyük can ve yapı kaybına yol açmıştır. Depremin ardından şehir daha güvenli bir alanda yeniden planlanmış ve modern bir kent düzeni kurulmuştur. Birinci Dünya Savaşı sırasında Rus işgaline uğrayan Erzincan, 13 Şubat 1918’de yeniden Türk kuvvetlerinin kontrolüne geçmiştir. Erzincan Mütarekesi olarak bilinen ateşkes, 1917 yılında Osmanlı ve Rus kuvvetleri arasında bölgede imzalanmıştır. Cumhuriyet döneminde ulaşım, eğitim, tarım ve sanayi yatırımlarıyla gelişen şehir, deprem riskine rağmen tarihî kimliğini korumaya çalışmıştır. Bakırcılık, dokumacılık ve tulum peyniri üretimi gibi geleneksel faaliyetler, şehrin kültürel yaşamında önemli yer tutmaktadır. Kemah, Tercan ve Kemaliye’deki tarihî yapılar, Erzincan’ın yalnızca kent merkezinden ibaret olmayan geniş bir kültür coğrafyasına sahip olduğunu göstermektedir. İpek Yolu geçmişi, Mengücekli mirası, Osmanlı yapıları ve yeniden kuruluş hikâyesiyle Erzincan, Doğu Anadolu’nun köklü tarih şehirlerinden biridir.