Erzurum Hakkında
Erzurum tarihi, Doğu Anadolu’nun yüksek platoları üzerinde bulunan stratejik konumu ve Kafkasya, İran ile Anadolu arasındaki yolları kontrol etmesi sayesinde tarih öncesi çağlara kadar uzanmaktadır. Karaz, Pulur, Güzelova ve Sos höyüklerinde ortaya çıkarılan buluntular, bölgenin İlk Tunç Çağı’nda geniş bir coğrafyada etkili olan Karaz Kültürü’nün önemli merkezlerinden biri olduğunu göstermektedir. Erzurum ve çevresi; Hurriler, Urartular, Kimmerler, İskitler, Medler, Persler, Romalılar, Sasaniler ve Bizanslıların hâkimiyetinde kalmıştır. Roma İmparatorluğu’nun doğu sınırını korumak amacıyla kurulan Theodosiopolis, günümüzdeki Erzurum kentinin tarihî çekirdeğini oluşturmuştur. Şehir, Roma ve Sasani imparatorlukları arasındaki mücadelelerde önemli bir kale ve askerî üs olarak kullanılmıştır. Yüksek ve korunaklı konumu, Erzurum’un tarih boyunca doğudan Anadolu’ya giren orduların karşılaştığı ilk büyük savunma merkezlerinden biri olmasını sağlamıştır.
Selçuklu Türkleri 11. yüzyılda bölgeye ulaştığında, Erzurum Ovası’nın batısında bulunan Erzen şehrini ele geçirmiştir. Savaşlar sırasında zarar gören Erzen’den ayrılan halkın Theodosiopolis’e yerleşmesi sonucunda şehir Erzenü’r-Rum, zamanla Erzurum adıyla anılmaya başlanmıştır. Malazgirt Zaferi’nin ardından bölgede Saltuklu Beyliği kurulmuş ve Erzurum, Anadolu’daki ilk Türk beyliklerinden birinin merkezi hâline gelmiştir. Saltuklular döneminde yapılan Emir Saltuk Kümbeti, Kale Mescidi ve Tepsi Minare, erken Türk-İslam mimarisinin şehirdeki önemli örnekleridir. Erzurum daha sonra Anadolu Selçukluları, İlhanlılar, Eretna Devleti, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Safevilerin hâkimiyetine girmiştir. Çifte Minareli Medrese, Yakutiye Medresesi ve Üç Kümbetler, şehrin Selçuklu ve İlhanlı dönemlerindeki bilim, sanat ve mimari gelişimini yansıtmaktadır.
Erzurum, 16. yüzyılda Osmanlı hâkimiyetine girdikten sonra doğu sınırlarını koruyan önemli bir eyalet merkezi olmuştur. İran ve Kafkasya seferlerinde askerî üs olarak kullanılan şehirde kaleler, tabyalar, camiler, hanlar ve hamamlar inşa edilmiştir. 19. yüzyıldaki Osmanlı-Rus savaşları sırasında Erzurum birkaç kez kuşatma ve işgal yaşamış; Aziziye Tabyaları’nın savunması halkın direnişinin simgesi hâline gelmiştir. Nene Hatun’un adıyla özdeşleşen 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı, şehir hafızasında önemli bir yer tutmaktadır. Birinci Dünya Savaşı sırasında Rus işgaline giren Erzurum, 12 Mart 1918’de yeniden Türk kuvvetlerinin kontrolüne geçmiştir. Millî Mücadele döneminde 23 Temmuz–7 Ağustos 1919 tarihleri arasında toplanan Erzurum Kongresi, vatanın bütünlüğü ve millî iradenin üstünlüğü konusunda alınan kararlarla Cumhuriyet’in kuruluş sürecinin temel aşamalarından biri olmuştur. Mustafa Kemal Paşa’nın askerlik görevinden ayrılarak sivil bir mücadele lideri olarak çalışmalarını sürdürmesi de Erzurum’da gerçekleşmiştir. Cumhuriyet döneminde eğitim, askerî kurumlar, kış turizmi ve ulaşım yatırımlarıyla gelişen şehir, geleneksel taş mimarisini ve kültürel değerlerini korumuştur. Oltu taşı işlemeciliği, bar oyunları, âşıklık geleneği ve yerel mutfak, Erzurum’un tarihî kimliğini tamamlayan başlıca unsurlardır. Antik yerleşimleri, Saltuklu ve Selçuklu eserleri, tabyaları ve Kongre binasıyla Erzurum, Türkiye tarihinin en önemli şehirlerinden biridir.