Hatay Hakkında
Hatay tarihi, Anadolu ile Suriye ve Mezopotamya arasındaki yolların kesiştiği Amik Ovası çevresinde binlerce yıl boyunca gelişen uygarlıklarla şekillenmiştir. Amik Ovası’ndaki höyükler, bölgenin Neolitik ve Kalkolitik dönemlerden itibaren yoğun biçimde yerleşim gördüğünü ortaya koymaktadır. Hatay çevresi; Hurriler, Hititler, Mitanniler, Asurlular, Persler ve Makedonyalıların egemenliğinde kalmıştır. Büyük İskender’in ölümünden sonra Seleukoslar tarafından kurulan Antiokheia, kısa sürede Helenistik dünyanın en büyük ve zengin kentlerinden biri hâline gelmiştir. Asi Nehri kıyısındaki konumu, Akdeniz limanlarına ve doğudaki ticaret yollarına erişim sağlaması nedeniyle şehir önemli bir yönetim, ticaret ve kültür merkezi olmuştur. Roma döneminde imparatorluğun doğudaki başlıca şehirlerinden biri olan Antakya; geniş caddeleri, su kemerleri, hamamları, tiyatroları ve mozaiklerle süslü konutlarıyla tanınmıştır.
Antakya, Hristiyanlığın ilk dönemlerinde yeni inancın yayıldığı en önemli merkezlerden biri olmuştur. İsa’nın takipçilerine ilk kez burada “Hristiyan” denildiği kabul edilmekte, St. Pierre Kilisesi ise erken Hristiyanlık tarihinin önemli ibadet mekânları arasında gösterilmektedir. Roma İmparatorluğu’nun bölünmesinin ardından Bizans yönetiminde kalan şehir, depremler, yangınlar, Sasani saldırıları ve savaşlar nedeniyle birçok kez tahrip edilmiştir. 638 yılında İslam ordularının hâkimiyetine giren Antakya, daha sonraki yüzyıllarda Bizanslılar, Selçuklular, Haçlılar ve Memlükler arasında el değiştirmiştir. Haçlılar tarafından kurulan Antakya Prensliği, yaklaşık iki yüzyıl boyunca bölgenin siyasi yapısında etkili olmuş; şehir 1268 yılında Memlükler tarafından ele geçirilmiştir. Hatay çevresi, Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Osmanlı döneminde Antakya, İskenderun, Payas ve çevredeki yerleşimler; tarım, liman ticareti ve kervan yolları sayesinde önemini sürdürmüştür. Payas Kalesi ve Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi, Osmanlıların doğu seferleri ve ticaret yolları için oluşturduğu önemli yapılardandır. Habib-i Neccar Camii, Antakya evleri, Uzun Çarşı, Titus Tüneli, Beşikli Mağara ve Seleukeia Pieria kalıntıları, şehrin farklı tarihî dönemlerini yansıtmaktadır. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından bölge Fransız mandası altındaki Suriye yönetimine bırakılmıştır. 1938’de Hatay Devleti kurulmuş, Hatay Millet Meclisinin aldığı kararın ardından şehir 1939 yılında Türkiye’ye katılmıştır. Antakya, tarih boyunca Müslüman, Hristiyan ve Musevi toplulukların bir arada yaşadığı çok kültürlü bir merkez olmuştur. Mozaikleri, inanç yapıları, geleneksel mutfağı ve çok katmanlı kent dokusuyla Hatay, Anadolu ve Doğu Akdeniz tarihinin en önemli kültür coğrafyalarından biridir.