Kastamonu Hakkında
Kastamonu tarihi, Batı Karadeniz’in dağlık iç kesimleri ile kıyı bölgelerini birbirine bağlayan vadiler ve geçitler çevresinde gelişmiştir. İl sınırlarında bulunan höyükler, kaya mezarları ve arkeolojik buluntular, yerleşim geçmişinin tarih öncesi çağlara kadar uzandığını göstermektedir. Antik dönemde Kastamonu çevresi Paflagonya bölgesi içinde yer almıştır. Paflagonlar, Karadeniz kıyıları ile iç bölgeler arasında yaşayan ve yerel siyasi yapılar oluşturan Anadolu topluluklarından biri olmuştur. Bölge; Hititler, Frigler, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Pontus Krallığı, Romalılar ve Bizanslıların yönetiminde kalmıştır. Pompeiopolis, Kytoron ve Abonoteikhos gibi antik kentler, ilin Roma ve Karadeniz ticaretindeki önemini yansıtmaktadır.
Kastamonu adının, kent merkezindeki kaleyle bağlantılı olarak Kastra Komnenon ifadesinden türediğine ilişkin yaygın bir görüş bulunmaktadır. Bizans döneminde kale ve çevresi, Karadeniz’in iç kesimlerini denetleyen önemli savunma noktalarından biri olmuştur. Malazgirt Zaferi’nin ardından bölgeye Türk akınları başlamış; Kastamonu, Danişmentliler ve Anadolu Selçuklularının yönetimine girmiştir. Selçuklu uç beylerinden Hüsameddin Çoban tarafından kurulan Çobanoğulları Beyliği, Kastamonu’yu önemli bir siyasi ve kültürel merkez hâline getirmiştir. Bölge daha sonra Candaroğulları Beyliği’nin yönetiminde gelişmiş; Sinop ve Kastamonu arasında kurulan güçlü siyasi yapı, denizcilik ve ticarette etkili olmuştur. Şehir 15. yüzyılda kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Osmanlı döneminde Kastamonu; geniş bir sancağın yönetim merkezi, eğitim ve zanaat şehri olarak önemini sürdürmüştür. Nasrullah Camii ve Külliyesi, İsmail Bey Külliyesi, Yakup Ağa Külliyesi, hanlar, hamamlar, türbeler ve geleneksel konaklar, şehrin Osmanlı mirasını yansıtmaktadır. Mahmut Bey Camii, ahşap direkli yapısı ve çivisiz ahşap işçiliğiyle Anadolu’daki özgün camiler arasında yer almaktadır. Kent, çok sayıda medrese ve dinî yapı sayesinde ilim ve tasavvuf merkezlerinden biri olmuştur. Şeyh Şaban-ı Veli’nin Kastamonu’da yaşaması, şehrin manevi kimliğini güçlendirmiştir.
Millî Mücadele yıllarında Kastamonu, İnebolu Limanı’na getirilen silah ve cephanenin Ankara’ya taşındığı İstiklal Yolu’nun en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Şerife Bacı’nın cephane taşırken hayatını kaybetmesi, bölge halkının fedakârlığının simgesi hâline gelmiştir. Mustafa Kemal Atatürk, 1925 yılında Şapka ve Kıyafet İnkılabı’yla ilgili konuşmalarından birini Kastamonu’da yapmıştır. Cumhuriyet döneminde ormancılık, tarım, eğitim ve kamu hizmetleriyle gelişen şehir, tarihî kent dokusunu önemli ölçüde korumuştur. Kastamonu evleri, bakırcılık, dokumacılık, ahşap işçiliği ve geleneksel mutfak kültürü, kentin tarihî kimliğini yaşatmaktadır. Paflagonya mirası, Türk beylikleri dönemi, Osmanlı külliyeleri ve İstiklal Yolu geçmişiyle Kastamonu, Anadolu’nun köklü kültür merkezlerinden biridir.