Kırşehir Hakkında
Kırşehir tarihi, İç Anadolu’nun merkezindeki yollar ve verimli vadiler çevresinde yaklaşık beş bin yıllık bir geçmişe sahiptir. Bölgedeki höyükler ve arkeolojik buluntular, Tunç Çağı’ndan itibaren yerleşimlerin bulunduğunu göstermektedir. Kırşehir çevresi Hititler döneminde Orta Anadolu’nun önemli yerleşim alanlarından biri olmuş, daha sonra Frigler, Persler, Makedonyalılar, Kapadokya Krallığı, Romalılar ve Bizanslıların yönetimine girmiştir. Şehir farklı dönemlerde Akua Saravena, Makissos ve Justinianopolis gibi adlarla anılmıştır. Roma ve Bizans dönemlerinde Kapadokya bölgesinin kuzeybatı kesiminde bulunan kent, yollar üzerindeki konumu sayesinde idarî ve ticari önem taşımıştır.
Malazgirt Zaferi’nin ardından bölgeye Türkmen toplulukları yerleşmiş ve Kırşehir, Anadolu Selçuklu Devleti’nin önemli şehirlerinden biri hâline gelmiştir. Selçuklu döneminde Gülşehir adıyla da anılan şehir; bilim, tasavvuf, zanaat ve edebiyat alanlarında büyük bir gelişme yaşamıştır. Cacabey Medresesi, gök bilimi eğitimiyle ilişkilendirilen özgün mimarisi sayesinde dönemin önemli yapılarından biri olmuştur. Şehir, Ahilik teşkilatının kurucusu kabul edilen Ahi Evran’ın yaşadığı ve faaliyet gösterdiği merkez olarak özel bir yere sahiptir. Ahilik; esnaf dayanışması, meslek ahlakı, eğitim ve toplumsal düzen bakımından Anadolu şehir yaşamını derinden etkilemiştir. Âşık Paşa, Gülşehri ve Şeyh Edebali gibi önemli şahsiyetlerin Kırşehir ile bağlantısı, şehrin kültürel önemini artırmıştır.
Kösedağ Savaşı’nın ardından Moğol ve İlhanlı etkisine giren Kırşehir, daha sonra Eretna Devleti, Kadı Burhaneddin ve Karamanoğulları arasında el değiştirmiştir. Şehir 15. yüzyılda Osmanlı hâkimiyetine katılmıştır. Ahi Evran Camii ve Türbesi, Âşık Paşa Türbesi, Melik Gazi Kümbeti ve Lale Camii, Kırşehir’in Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalan önemli eserleridir. Osmanlı döneminde şehir, tarım ve hayvancılığa dayalı sakin bir Anadolu merkezi olarak yaşamını sürdürmüştür.
Cumhuriyet döneminde Kırşehir’in idarî statüsü birkaç kez değişmiştir. 1954 yılında ilçe hâline getirilerek Nevşehir’e bağlanmış, 1957 yılında yeniden il yapılmıştır. Şehir, halk müziği ve bozlak geleneğiyle Türkiye’nin önemli kültür merkezlerinden biri olmuştur. Neşet Ertaş ve Muharrem Ertaş gibi büyük halk ozanları, Abdal müzik geleneğini ülke çapında tanıtmıştır. Ahilik kültürü, Selçuklu mimarisi, edebiyat ve müzik mirasıyla Kırşehir, Anadolu’nun manevi ve kültürel tarihindeki seçkin şehirlerden biridir.