Gümüşhane Hakkında
Gümüşhane tarihi, Doğu Karadeniz’i Doğu Anadolu ve İran’a bağlayan yollar üzerindeki konumu ile zengin maden yatakları sayesinde şekillenmiştir. Harşit Vadisi boyunca uzanan tarihî güzergâh, Trabzon limanından iç bölgelere giden tüccarlar, ordular ve seyyahlar tarafından yüzyıllar boyunca kullanılmıştır. Bölgenin tarih öncesi çağlarına ilişkin bilgiler sınırlı olmakla birlikte, çevrede bulunan kalıntılar eski dönemlerden itibaren dağlık alanlarda yerleşimlerin bulunduğunu göstermektedir. Gümüşhane ve çevresi; Kimmerler, İskitler, Medler, Persler, Romalılar, Sasaniler ve Bizanslıların etkisi altında kalmıştır. Antik kaynaklarda geçen bazı yerleşim ve güzergâhların Gümüşhane çevresiyle bağlantısı konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Şehrin ilk yerleşim çekirdeğinin, günümüzde Süleymaniye Mahallesi olarak bilinen Eski Gümüşhane veya Canca çevresinde geliştiği kabul edilmektedir.
Türklerin bölgeye ulaşması 11. yüzyılda Selçuklu akınlarıyla başlamıştır. Gümüşhane çevresi daha sonra Saltuklular, Mengücekliler, Danişmentliler, Anadolu Selçukluları, İlhanlılar, Eretna Devleti, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Trabzon Rum İmparatorluğu gibi çeşitli siyasi güçlerin etkisinde kalmıştır. Fatih Sultan Mehmed’in Trabzon’u fethetmesinin ardından bölge Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. Osmanlı döneminde gümüş ve altın madenlerinin işletilmesi, şehrin ekonomik ve stratejik değerini büyük ölçüde artırmıştır. Madenlerde çalışan ustalar, işçiler ve tüccarlar sayesinde Canca, farklı din ve kültürlerden insanların yaşadığı canlı bir üretim merkezine dönüşmüştür. Şehirde darphane faaliyetlerinin bulunduğu ve Canca adıyla sikkeler basıldığına ilişkin kayıtlar bulunmaktadır. Evliya Çelebi, 17. yüzyılda bölgedeki çok sayıdaki gümüş madeninden ve şehrin ekonomik canlılığından söz etmiştir.
18.yüzyıldan itibaren Gümüşhane adı resmî belgelerde ve sikkelerde daha belirgin biçimde kullanılmaya başlanmıştır. Maden yataklarının zamanla verim kaybetmesi ve üretimin azalması, 19. yüzyılda şehrin ekonomik yapısını değiştirmiştir. Osmanlı-Rus savaşları, göçler ve ticaret yollarındaki değişim de Eski Gümüşhane’nin nüfus kaybetmesine yol açmıştır. Yerleşim zamanla Harşit Vadisi’ndeki bugünkü şehir merkezine doğru taşınmıştır. Süleymaniye Mahallesi’nde bulunan cami, kilise, okul, hamam ve konut kalıntıları, eski maden kentinin çok kültürlü yapısını günümüze taşımaktadır. Santa Harabeleri, Krom Vadisi, Kov Kalesi, tarihî köprüler ve köy yerleşimleri de ilin kültürel mirasının önemli parçalarıdır. Birinci Dünya Savaşı sırasında Rus işgaline uğrayan Gümüşhane, 15 Şubat 1918’de yeniden Türk kuvvetlerinin kontrolüne geçmiştir. Cumhuriyet döneminde idarî sınırları değişen şehir, ulaşım, eğitim ve madencilik yatırımlarıyla gelişimini sürdürmüştür. Gümüş işlemeciliği, pestil ve köme üretimi, taş mimari ve yayla kültürü, şehrin geleneksel kimliğini yaşatan unsurlar arasındadır. Maden geçmişi, İpek Yolu bağlantısı, Eski Gümüşhane yerleşimi ve çok kültürlü kırsal mirasıyla Gümüşhane, Karadeniz ile Doğu Anadolu arasındaki tarihî etkileşimi yansıtan önemli şehirlerden biridir.