Ardahan Hakkında
Ardahan tarihi, Anadolu ile Kafkasya arasındaki yüksek platolar ve geçitler üzerinde bulunması sayesinde eski çağlara kadar uzanmaktadır. Bölgedeki kaleler, höyükler, taş yapılar ve kaya resimleri, Tunç ve Demir çağlarında yerleşimlerin bulunduğunu göstermektedir. Ardahan çevresi Hurriler, Urartular, Kimmerler, İskitler, Medler, Persler ve çeşitli Kafkas krallıklarının etkisi altında kalmıştır. Yüksek platolar, hayvancılık ve mevsimlik hareketlilik için elverişli olduğu kadar askerî geçişler bakımından da stratejik önem taşımıştır.
Orta Çağ’da bölge Gürcü ve Ermeni krallıkları, Bizans, Selçuklular ve yerel hanedanlar arasında el değiştirmiştir. Ardahan Kalesi, Şeytan Kalesi, Akçakale Adası’ndaki yerleşim ve diğer savunma yapıları, bölgenin sınır karakterini yansıtmaktadır. Türklerin bölgeye yerleşmesi Selçuklu akınlarıyla hızlanmış; Ardahan çevresi Saltuklular, İlhanlılar, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Safevilerin etkisi altında kalmıştır. Şehir 16. yüzyılda Osmanlı hâkimiyetine girmiştir.
Osmanlı döneminde Ardahan, Kars ve Erzurum’u Kafkasya’ya bağlayan yollar üzerinde bulunan bir sancak ve kale merkezi olmuştur. Osmanlı-Rus savaşları sırasında bölge birçok kez işgal ve çatışmalara sahne olmuştur. 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından Ardahan Rus yönetimine girmiş ve yaklaşık kırk yıl boyunca Kars Oblastı içinde yönetilmiştir. Bu dönemde idarî yapı, yol sistemi ve bazı kent yerleşimleri yeniden düzenlenmiştir.
Birinci Dünya Savaşı ve sonrasındaki mücadelelerde Ardahan, farklı kuvvetler arasında el değiştirmiştir. 1921 Moskova ve Kars antlaşmalarıyla Türkiye sınırları içinde kalması kesinleşmiştir. Cumhuriyet döneminde önce Kars’a bağlı olan Ardahan, 1992 yılında il statüsü kazanmıştır. Hayvancılık, yaylacılık, âşıklık geleneği ve sınır kültürü şehrin tarihî kimliğini oluşturmaktadır. Kaleleri, Rus dönemi yapıları ve yüksek plato yaşamıyla Ardahan, Anadolu-Kafkasya ilişkilerinin izlerini taşıyan önemli şehirlerden biridir.